Şermin Yaşar Eşine Duyduğu Sevgiyi Böyle Anlatmış!

Oyuncu Anne olarak tanınan Şermin Yaşar, duygu ve düşüncelerini sevenleriyle her zaman paylaşıyor. Şermin Yaşar’ın içtenliği, açık yürekliliği herkes tarafından çok takdir ediliyor.

Şermin Yaşar 2018’de evlendiği ve bir kaç ay sonra vefat eden eşi Nedim Arda’ya olan sevgisini, eşi ile olan ilişkisini öyle güzel anlatmış ki evli olanlara ilham olsun diye sizlerle de paylaşmak istedim.



ANARAK BÜYÜYEN SEKOYA AĞACI
Şermin Yaşar anlatıyor: “Size evlilik haberimizi verirken ‘Biz bugün iki kırık dalı aşıladık, tutsun diye dua ettik, gölgesinde çok insan barındıran bir ağaç olsun inşallah’ diye yazmıştım. Dün biri kulağıma ‘Çok üzgünüm, ağaç aşınız tutmadı’ dedi cenazede ağlayarak. Algımız mutluluğun hep uzun sürmesinden yana, ama zaman böyle bir şey değil. Gün olur asra bedel, diyor ya hani, zamanı böyle karşılamak lazım. Kaç yıl geçirsek ağaç tutmuş olacaktı acaba? Ya da bir aşının tuttuğunu düşünmek için illa ağacı mı görmek lazım? Bence tuttu, hem de ne güzel tuttu. Beni bir Sekoya ağacı yaptı Nedim. Toplu iğne başı kadar bir tohumdan büyüyor sekoyalar, dünyanın en büyük ağacı oluyor sonra, en uzun ömürlü ağacı. Ama o tohum kendiliğinden yeşermiyor, yangınlarla birlikte açılıyor tohumlar. Yıldırım düşünce vah, tüh demiyor sekoya; yanıyor yanıyor ve yandıkça çoğalıyor. Gel gelelim yangını, yandığı dışardan görünmüyor, içerden yanıyor sekoya, içi alev alev ama kabuğu sert, temiz, sağlam, yandığı belli değil. Biz iki kırık dalı aşıladık, yıldırım düştü üstüne, şimdi ben bir küçük sekoya olarak çıktım yola. Çocukların yanına gidiyorum, ağlamadan, gülümseyerek, ama yanarak gidiyorum. Bunun da mutluluğun bir parçası olduğunu bilerek büyüyecekler. Nedim evlenmeyi çok istemişti. Bir gün çocuklarla aramda bir hır gür çıktı, oluyor ya hani kriz anları. Herkes bir yanda bağrışıyor. Nedim’e salonun ortasında durup ‘Üç çocuklu hayat böyle Nedim, buna rağmen mi düşünüyorsun benle evlenmeyi?’ diye sordum. Omuzlarımdan tuttu ‘Buna rağmen değil, bu da dahil istiyorum’ dedi. Hayatımın tokatıdır. Şimdi sıra bende. Bu sevgi, bu evlilik bu da dahil bir evlilik, ölüm dahil, ayrılık dahil, acı dahil. Ama sözüm olsun, acıyı bal eylemeyi başaracağım, yaparım, o sekoyanın gölgesinde herkesi toplayacağım. Tek ki Allah bir yıldırım daha düşürmesin üstüme.”

Şermin Yaşar ve Eşi


Şermin Yaşar Birkaç ay önce eski bir arkadaşım sormuştu, “Sen bu adamı çok sevdin, neden?” diye. “Konuşabiliyoruz, dedim ve bu o kadar müthiş bir şey ki, hiç susmasın, hiç susmayayım istiyorum.” Anlatacak çok şeyimiz varmış birbirimize. Çok çay soğuttuk, çok geç kaldık, uykusuz kaldık, asansörün düğmesine basmayı çok unuttuk konuşacağız diye. Anlat, doğduğun günden itibaren anlat, diye oturtmuştum bir gün karşıma. Her şeyi dinledim. Çocukluğunu, gençliğini, okul anılarını, akrabalarını, aşklarını, kızgınlıklarını, kırgınlıklarını, hayallerini, pek çok şeyi. Kırklareli’ne gidince akrabaları kendilerini tanıttı ama zaten tanıyordum. Bana onu anlattılar, içimden hep “bunu dinlemiştim Nedim’den” dedim. Konuşabiliyor olmanın ne kadar kıymetli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Yapılacak ve baş edilecek bir sürü işle bıraktı beni, şimdi sürekli “Nedim’e sorsam ne derdi, ne yapardı” diyorum ve hepsinin cevabı var. Demek ki konuşmuşuz, demek ki dinlemişim. Bu ramazanda bir yere iftara gittik. Yan masaya genç bir çift oturdu ve iftar boyunca hiç konuşmadılar. Genç adam bir kez “su koy” dedi ve kız ona su doldurdu, o kadar. O masadaki negatif enerji aktı durdu bizim masaya. Göz ucumuzla izledik. Ben bi ara “Hadi gel konuşalım onlarla, biz onlardan büyüğüz, ömürlerini böyle zayi etmesinler” dedim. “Bırak zamanla anlarlar” dedi. Keşke konuşsaydık, belki daha erken anlarlardı sohbetin kıymetini. Eğer gidip konuşsaydık derdim ki; “açın ağzınızı, gönlünüzü, kalbinizi birbirinize, susmayın. Eski dilde sevginin kelime karşılığı “muhabbet”; her iki anlamıyla da doğru. Allah muhabbetinizi artırsın dileğinde hem sohbetin, hem sevginin artması temennisi var. O olacak ki, bu da olsun…” Şanslıyım ki bu muhabbeti tatmış, kıymetini bilmişim; bugün hala sesi, sohbeti kulağımda. Yıllar önce öğrenmiştim; Mevlevilikte ölünmez, susulur derler. O yüzden mezarlıklarının girişine Hamuşân yazarlar; yani “susmuşlar…” Ben biliyorum sevgilim ölmedi, sustu; giderken de bana iç sesini bıraktı; yapmam gereken tek şey bundan sonra yüreğime konuşmak ve oradan gelecek sese kulak vermek şimdi.

 

Sevgiyle kalmanız dileğiyle…

Oyuncu Anne Şermin Yaşar’ın Pankek Tarifi İçin TIKLAYINIZ…